25 Ocak 2022

Galatasaray orta sahası ve Torrent

Sizce Galatasaray'ın mevcut kadrosu kaleciden başlayan savunmadan ön liberoyla uzanan paslarla oyun kurmaya uygun bir kadro mu?



Son yılların en enteresan sezonunu yaşadığımız bir gerçek. Trabzonspor'un haftalar süren zirvede yalnızlığı, üç büyük İstanbul kulübünün yarıştan çok erken düşmesi ve teknik direktörlerine vedaları. Ancak bu yazının konusu içlerinden birinin, Galatasaray'ın, yeni teknik direktörü Domenec Torrent ile üst üste aldığı üç mağlubiyet ve belki de tarihinde ilk defa düşme potasına bu kadar yaklaşmış olması. Böyle zamanlarda kulüplerin gerçek sahibi olan taraftarlar, bu kötü gidişata bir sorumlu arar. Futbolcular? Teknik direktör? Yönetim? Ne yazık ki şu anda sarı-kırmızılı camiada tek bir sorumlu bulmak çok zor. Gelin filmi Pazar günü oynanan Trabzonspor maçından geriye saralım.

Elimizde bir teknik direktör var, kariyerinin tuğlası Pep Guardiola'nın yardımcılığı olan. Hatta alt yapılardan itibaren beraber çalışmışlar. Yani futbolsever herkesin bildiği "Tiki Taka" oyunun ortak mucidi. Bir de yeni bir teknik direktör arayışında olan yeni bir yönetim var. Torrent'e gidiyorlar. Eminim hakkında tüm araştırma yapılmıştır. Kendisinin Flamengo'da uzun topla oynamak yerine kaleciden başlayan ön liberoya uzanan pasların, ön liberodan kanatlara ulaşan topun mümkün olduğunca paslaşarak, rakip ceza sahasına ulaşmayı hedefleyen bir oyun prensibi olduğunu duymuşlardır. Keza New York City'de de aynı şekilde ön liberonun Torrent oyununun kalbi olduğu, topa hakim olup pas yapıp topu kaybettiğinde ise geri kazanma süresinin beş-altı saniyeyi geçmediği bir oyun stilini takıma oynatmaya çalıştığını da görmüşlerdir. Teknik direktör Torrent ise kulüple anlaştıktan sonra Galatasaray'ın maç kasetlerini izlediğini ve ekibiyle birlikte gerekli tüm analizleri yaptıklarını daha İstanbul'a gelir gelmez söyledi. 

Şimdi filmi yakın zamana, aslanın evinde oynadığı Trabzonspor maçına getirelim. İlk yarı oldukça tempolu, baskılı ve oyunun sonucu olarak skoru da almış bir şekilde soyunma odasına giren Galatasaray, bu sezon daha bir çok maçta olduğu gibi ikinci yarı skoru tutamayıp mağlup oldu. Sarı-kırmızılıların, ligin 23. haftası itibariyle öne geçip skoru tutamayıp kaybettiği puan 21. Bireysel hatalardan kaynaklı yediği goller yüzünden kaleci Fatih'e, Taylan'a, Marcao'ya kızanlar var. Ben prensip olarak sporcunun yanında olmayı tercih ediyorum. En zor işi yapan onlar ve her zaman koşulsuz desteğe de ihtiyacı olan onlar diye düşünüyorum. Böyle düşünmeyenler de kendince haklı olabilir. Ama o zaman şunu sormak isterim. Eve geldiniz karnınız aç. Buzdolabını açtınız, ne pişirebilirim diye. Ya evinizdeki malzemelerle bir yemek pişirirsiniz, ya da markete gidip pişirmek istediğiniz yemeğe uygun malzemeleri alırsınız değil mi? O zaman son bir soru daha sormak isterim size.

Sizce Galatasaray'ın mevcut kadrosu kaleciden başlayan savunmadan ön liberoyla uzanan paslarla oyun kurmaya uygun bir kadro mu?

Eğer öyleyse biz neden topu alan Taylan'ın dönmek yerine her seferinde Marcao'ya geri oynadığını görüyoruz? 35 yaşındaki, yaşça tecrübeli Fatih Öztürk, Viviano veya Marafona gibi sanki bir liberoymuşçasına topu oyuna sokabilir mi? Galatasaray orta sahasında şu an, bir oyuncu sıkıştığında ona güvenli bir pas istasyonu olup topun takımda kalmasını sağlayacak oyuncu kim? Mevcut kadro üzerinden soruları çeşitlendirebiliriz ama isterseniz hazır transfer sezonundayken gelin, soru havuzumuzu genişletelim ve bir soru da potansiyel transfer ismi için soralım. Çok konuşulan, heyecanla beklenen, dertlere derman olacak Gedson Fernandes sizce bu sistemde ön libero yani 6 numara oynasın diye mi transfer ediliyor? Evet diyenlere geçen sezonun ikinci yarısı İzmir'de oynanan Göztepe maçını hatırlatmak isterim. Galatasaray'ın deplasmanda 3-1 kazandığı maçın, performansıyla öne çıkan isimlerinden biri olan Gedson Fernandes 8,5 numarada muazzam işler yapmıştı. Yazı bu kadar.



Sizce Galatasaray'ın mevcut kadrosu kaleciden başlayan savunmadan ön liberoyla uzanan paslarla oyun kurmaya uygun bir kadro mu?



Son yılların en enteresan sezonunu yaşadığımız bir gerçek. Trabzonspor'un haftalar süren zirvede yalnızlığı, üç büyük İstanbul kulübünün yarıştan çok erken düşmesi ve teknik direktörlerine vedaları. Ancak bu yazının konusu içlerinden birinin, Galatasaray'ın, yeni teknik direktörü Domenec Torrent ile üst üste aldığı üç mağlubiyet ve belki de tarihinde ilk defa düşme potasına bu kadar yaklaşmış olması. Böyle zamanlarda kulüplerin gerçek sahibi olan taraftarlar, bu kötü gidişata bir sorumlu arar. Futbolcular? Teknik direktör? Yönetim? Ne yazık ki şu anda sarı-kırmızılı camiada tek bir sorumlu bulmak çok zor. Gelin filmi Pazar günü oynanan Trabzonspor maçından geriye saralım.

Elimizde bir teknik direktör var, kariyerinin tuğlası Pep Guardiola'nın yardımcılığı olan. Hatta alt yapılardan itibaren beraber çalışmışlar. Yani futbolsever herkesin bildiği "Tiki Taka" oyunun ortak mucidi. Bir de yeni bir teknik direktör arayışında olan yeni bir yönetim var. Torrent'e gidiyorlar. Eminim hakkında tüm araştırma yapılmıştır. Kendisinin Flamengo'da uzun topla oynamak yerine kaleciden başlayan ön liberoya uzanan pasların, ön liberodan kanatlara ulaşan topun mümkün olduğunca paslaşarak, rakip ceza sahasına ulaşmayı hedefleyen bir oyun prensibi olduğunu duymuşlardır. Keza New York City'de de aynı şekilde ön liberonun Torrent oyununun kalbi olduğu, topa hakim olup pas yapıp topu kaybettiğinde ise geri kazanma süresinin beş-altı saniyeyi geçmediği bir oyun stilini takıma oynatmaya çalıştığını da görmüşlerdir. Teknik direktör Torrent ise kulüple anlaştıktan sonra Galatasaray'ın maç kasetlerini izlediğini ve ekibiyle birlikte gerekli tüm analizleri yaptıklarını daha İstanbul'a gelir gelmez söyledi. 

Şimdi filmi yakın zamana, aslanın evinde oynadığı Trabzonspor maçına getirelim. İlk yarı oldukça tempolu, baskılı ve oyunun sonucu olarak skoru da almış bir şekilde soyunma odasına giren Galatasaray, bu sezon daha bir çok maçta olduğu gibi ikinci yarı skoru tutamayıp mağlup oldu. Sarı-kırmızılıların, ligin 23. haftası itibariyle öne geçip skoru tutamayıp kaybettiği puan 21. Bireysel hatalardan kaynaklı yediği goller yüzünden kaleci Fatih'e, Taylan'a, Marcao'ya kızanlar var. Ben prensip olarak sporcunun yanında olmayı tercih ediyorum. En zor işi yapan onlar ve her zaman koşulsuz desteğe de ihtiyacı olan onlar diye düşünüyorum. Böyle düşünmeyenler de kendince haklı olabilir. Ama o zaman şunu sormak isterim. Eve geldiniz karnınız aç. Buzdolabını açtınız, ne pişirebilirim diye. Ya evinizdeki malzemelerle bir yemek pişirirsiniz, ya da markete gidip pişirmek istediğiniz yemeğe uygun malzemeleri alırsınız değil mi? O zaman son bir soru daha sormak isterim size.

Sizce Galatasaray'ın mevcut kadrosu kaleciden başlayan savunmadan ön liberoyla uzanan paslarla oyun kurmaya uygun bir kadro mu?

Eğer öyleyse biz neden topu alan Taylan'ın dönmek yerine her seferinde Marcao'ya geri oynadığını görüyoruz? 35 yaşındaki, yaşça tecrübeli Fatih Öztürk, Viviano veya Marafona gibi sanki bir liberoymuşçasına topu oyuna sokabilir mi? Galatasaray orta sahasında şu an, bir oyuncu sıkıştığında ona güvenli bir pas istasyonu olup topun takımda kalmasını sağlayacak oyuncu kim? Mevcut kadro üzerinden soruları çeşitlendirebiliriz ama isterseniz hazır transfer sezonundayken gelin, soru havuzumuzu genişletelim ve bir soru da potansiyel transfer ismi için soralım. Çok konuşulan, heyecanla beklenen, dertlere derman olacak Gedson Fernandes sizce bu sistemde ön libero yani 6 numara oynasın diye mi transfer ediliyor? Evet diyenlere geçen sezonun ikinci yarısı İzmir'de oynanan Göztepe maçını hatırlatmak isterim. Galatasaray'ın deplasmanda 3-1 kazandığı maçın, performansıyla öne çıkan isimlerinden biri olan Gedson Fernandes 8,5 numarada muazzam işler yapmıştı. Yazı bu kadar.