MBoula: "Türkiye'de gerçekten mutluydum, aklım hala orada"
Yayınlanma Tarihi 6 Kasım 2025 Per 12:51
Güncelleme Tarihi 5 Ocak 2026 Pts 13:45
Güncelleme Tarihi 5 Ocak 2026 Pts 12:58
Video yükleniyor...
Şanlıurfaspor'dan Metz'e transfer olan Michel Mboula, Türkiye günlerine duyduğu özlemi, Afrikalı futbolcuların Avrupa'daki etkisini ve Lemina ile Appindangoye ile olan abi–kardeş ilişkisini anlattı.
Sakatlığı nedeniyle sahalardan uzak kalan Mboula, bu sürecin kendisini zihinsel olarak zorladığını ifade etti. Oynamayı ve takıma katkı sağlamayı seven bir futbolcu olduğunu vurgulayan Mboula, yaşadığı sakatlık yüzünden şu anda elinden bir şey gelmemesinin moralini bozduğunu söyledi. Buna rağmen umudunu kaybetmediğini belirten genç oyuncu, en kısa sürede sahalara dönmek için sağlık ekibiyle birlikte yoğun şekilde çalıştığını dile getirdi.
Türkiye'de geçirdiği dönemin kariyerinde özel bir yeri olduğunu ifade eden Mboula, Şanlıurfa'da bir buçuk yıl kaldığını ve buranın profesyonel kariyerindeki ikinci kulüp olduğunu hatırlattı. Türkiye'deyken teknik direktörüyle sık sık konuştuğunu söyleyen Mboula, hocasının "sıradan bir şehir" olarak gördüğü yerin kendisi için çok daha anlamlı olduğunu belirtti. Bugün Fransa'da olmasına rağmen aklının hala Türkiye'de kaldığını ifade eden Mboula, oradayken gerçekten mutlu olduğunu vurguladı.
Şehir ve kültürle ilgili duygularını da paylaşan Mboula, Türk yemeklerini çok sevdiğini, insanların sıcakkanlılığından ve şehrin ruhundan etkilendiğini söyledi. Bu nedenle Türkiye'de kendini huzurlu hissettiğini belirten futbolcu, zaman zaman arkadaşlarına fırsat olması halinde yeniden Türkiye'ye dönebileceğini söylediğini de ekledi.
Afrikalı futbolcuların Avrupa futbolundaki yerine de değinen Mboula, bu konuda artması gereken bir şey olmadığını, zaten çok büyük bir etki yarattıklarını ifade etti. Avrupa'da birçok üst düzey Afrikalı futbolcu gördüğünü söyleyen Mboula, bunun Afrika ülkeleri adına son derece olumlu bir tablo olduğunu belirtti. Ayrıca Lemina ve Appindangoye ile arasındaki bağa da değinen Mboula, bu iki ismi abi gibi gördüğünü, zaman zaman tavsiye aldığını ve aralarındaki ilişkinin tam anlamıyla bir abi–kardeş bağı olduğunu sözlerine ekledi.