Futbol tarihinin ayakkabısız kralı: Leonidas

Futbol tarihinin ayakkabısız kralı: Leonidas
Dünya Kupası, futbol tarihinde önemli bir yer kaplıyor. Bazı zamanlar taktiksel devrimlerin yaşandığı, bazı zamanlar ise birbirinden değerli efsaneler ortaya çıkıyor bu turnuvada. Bu makalenin konusu ise o efsanelerden biri olan Leonidas da Silva.

Dev turnuvanın üçüncü kez düzenlendiği 1938 yılında futbol dünyası daha önce Luis Monti, Giuseppe Meazza ve Matthias Sindelar gibi efsanelerin doğuşuna tanıklık etmişti. Ancak Fransa'da düzenlenen o turnuva, Brezilya'dan gelen genç bir forvetin tüm dünyanın dikkatini çekmesine sahne olacaktı.

"Kauçuk Adam" ve "Kara Elmas" lakaplarıyla anılan Leonidas, Fransa 1938'in en büyük yıldızı ve gol kralı oldu. Brezilya'nın üçüncülük maçında İsveç'i mağlup etmesinin ardından taraftarlarla sohbet ederken çekilen fotoğrafı, onun futbol dünyasında ne kadar büyük bir hayran kitlesi oluşturduğunu gösteriyordu. Özellikle etrafını saran taraftarlar, Brezilyalı yıldızın yarattığı etkinin en somut örneklerinden biriydi.

Efsanenin doğuşu

Turnuvada Leonidas unutulmaz bir başlangıç yaptı. Brezilya'nın Polonya'yı 6-5 mağlup ettiği karşılaşmada hat-trick yapan yıldız futbolcu, özellikle uzatmalarda attığı son golle hafızalara kazındı. Strasburg'un çamurlu sahasında koşarken ayakkabılarından birini kaybetmesine rağmen şutunu çekmeyi başardı ve takımına galibiyeti getirdi. O zamanlar futbolun kuralları günümüz kadar katı değildi. Oyun içinde ayakkabısı çıkan futbolcu, pozisyona devam edebiliyordu. Leonidas'ın bu golü atması ve ardından turnuvanın gol kralı olması, onu "Ayakkabısız Kral" lakabıyla tarihe geçirdi. Bu an, onun mücadeleci karakterini en iyi yansıtan sahnelerden biri olarak tarihe geçti. Leonidas da futbol anlayışını şu sözlerle özetliyordu: "Her zaman iyi oynamamış olabilirim ama yenilgiyi hiçbir zaman kabul etmedim."

Ancak onu özel yapan yalnızca kazanma arzusu değildi. Dönemin gazetecilerinden Jerry Wienstein, Leonidas'ı şu sözlerle anlatıyordu:

"Bir tazı kadar hızlı, bir kedi kadar çevikti. Sanki ne kemiği ne de eti vardı; tamamen kauçuktan yapılmış gibiydi."

Sahada sürekli hareket halinde olan Brezilyalı yıldız, her açıdan ve her pozisyondan şut çekebiliyor, fiziksel dezavantajlarını olağanüstü esnekliği ve akrobatik yetenekleriyle kapatıyordu.

Çeyrek finalde Çekoslovakya karşısında attığı gol ise turnuvanın en çok konuşulan anlarından biri oldu. Leonidas'ın muhteşem röveşatası, Fransız taraftarları adeta büyüledi. Paris Match yazarı Raymond Thourmagem, onun için şu ifadeleri kullanmıştı:

"Yerde ya da havada fark etmez, bu Kauçuk Adam topu kontrol etme ve en beklenmedik anda çok sert şutlar çıkarma yeteneğine sahipti. Leonidas gol attığında her şey bir rüya gibi görünürdü."

Çekoslovakya ile oynanan ilk çeyrek final maçı uzatmalar dahil berabere sonuçlandı. 1938 yılında Dünya Kupası'nda berabere biten müsabakalarda penaltılar oynanmazken, müsabakalarda yakın tarihte tekrarlanırdı. 2 gün sonra oynana maçta Leonidas bir kez daha sahneye çıktı ve attığı golle Brezilya'yı yarı finale taşıdı.

Sakatlık ve final şansının kaybedilmesi...

Rakiplerin durduramadığı Leonidas'ı sakatlık durdurdu. Yaşadığı bir sakatlık onun en büyük sahnede yer almasını engelledi. Yaşadığı kas sakatlığı nedeniyle Brezilya'nın İtalya'ya 2-1 kaybettiği yarı final mücadelesini kulübede takip etmek zorunda kaldı.

Buna rağmen turnuvaya veda ederken son söz yine ona aitti. Üçüncülük maçında sahalara dönen Leonidas, İsveç karşısında iki gol atarak Brezilya'nın 4-2'lik galibiyetinde başrol oynadı.

Turnuvayı dört maçta attığı yedi golle tamamlayan Leonidas da Silva, ülkesine gerçek bir kahraman olarak döndü. Fransa 1938, yalnızca Brezilya futbolunun değil, Dünya Kupası tarihinin de unutulmaz hikâyelerinden birine sahne olmuştu. Ve o hikâyenin başrolünde, futbol dünyasının "Kauçuk Adam" dediği Leonidas da Silva vardı.

Mahmud Çaputlu / beinsports.com.tr